Türk Birliğine Giderken Tehditler

Türk Birliğine Giderken Tehditler

Türk dünyası bir araya gelmeye başladı. Bu birliğin en büyük tehdit i şer firavunlarıdır. Malum ailelerin gözü artık para, pulda değil, insanlığın kendilerine (şeytana dolaylı olarak) tapmalarını sağlamaktır. Aklını, beynini, mideni, gücünü ben yönetirim, kısacası kölemsin demek istiyor.
Akıl oyunları filmlerini izleyenler bilir, en son sağlıkta akıl oyunlarını gerçekleştirdiler. Uyum gösteren ülkeler, ülkelerdeki kabul, edenler, toplumsal hareketler incelendi.
Hep batıdan gelen kültürel alımla Hıristiyan gibi yaşat, kendini Müslüman sansınlar sarmalı ile mücadele ederken şimdi daha korkuncu başladı.
Müslüman ülkeler üzerinde öyle iyi çalışılmış ki liderleri bir araya toplayıp, birlikte hareket ettirmekten geçtim, ülkemize karşı düşmanca hareketlerden utanç bile duymuyorlar. Gönül isterdi ki Arapça eğitimi alan kişiler, cemaatler bu ülkelerde faaliyet göstersin, Türkçe eserlerimizin Arapçaya çevrilsin, kültürel faaliyetler gelişsin. Suriye’den bombalardan kaçarak zoraki ülkemize sığınan kardeşlerimize kucak açarak da onların savunma için askeri eğitim, geriye döndüklerinde şehirler inşasına kadar Türkiye önderlik yaptı. Ekonomik anlamda ülkemize uygulanan ekonomik saldırılara rağmen sadakamız hükmündeki Suriye ve ülkemize sığınan insanlara yardımınız elbette ki Allah katında çok makbul olduğunu, sadakalarımızın bereketini, savunma sanayimizdeki peş peşe gelen teknolojik silahlarımız da yaşadık.

Şimdi batıdan gelecek her türlü kaos ve oyunlara şerbetlendik. Bizim yerimize Yunanlılar olsa uyku uyumazlardı. Etrafı sarılmış bir ülkeyiz ne de olsa…

Haçlı seferleri 12 Eylül ikiz kulelerin numaradan bombalaması ile başlamıştı. Planlar tıkır tıkır işliyor ve her yere demokrasi getiren ABD, işgallere kılıf buluyorlar, felluce kamplarında tecavüzlere uğrayan zavallı kadınlar, “bizi öldürün, intihar edemiyoruz” diye feryatlarına kulak tıkanıyordu. Türkiye’nin başına sarılan PKK terörü ile ülkenin bölünme sürecine doğru taşınırken elinden hiç bir şey gelmiyordu.

Şimdi Doğu Türkistan ve Uygur Müslümanlarının üzerinde Çin’in uyguladığı nasılsın akla ziyan uygulamaları, öldürmeyi süründüren işkenceleri Türk insanını derinden düşünmesini sağlıyor. Türkiye’nin Sur-Hendek iç gerilla savaşı ile PKK yı mağlup etmesi (en zor savaş şehirdeki savaştır ve pek çok şehidimiz oldu) ani bir kararla sınır ötesi harekatlarımızla (15 temmuzdan üç ay sonra 300 kadar has askerle) dünyayı şaşkına uğrattık. Bu uyanışı çok önemsiyorum. Sözleşmeli asker uygulaması çok yerindeydi. İsrail’in Çin’deki bu zalimliği desteklediğini biliyoruz.
Şimdi bir uyanış daha gerçekleşecek ama Arap Baharına asla benzememeli. Türk Birliği kurulmasında bizim yerimize şer güçlerin planlarının bozulmasına dönük gizli ajanda mutlak olmalıdır. Çin sermayesi yine batılıların elinde. Çin’in borçla ülkeler arasında ilk üçte. Ve zenginmiş gibi dünya ticaretinin kalplerini ele geçirme, girişimci genç ordusu ile köşe başlarını tutmakta.. 670 bin çalışanı varmış, geride kalan 600 bin sefalet içindeyse yeni pazarlar, yeraltı yerüstü zenginliklere ulaşabilmek için her türlü stratejiyi geliştirecektir. Bir yol, bir kuşak projesi ile Türki Cumhuriyetlerinden geçen ulaşım hattı için büyük yatırım yapması, bir gün, bu projenin geçtiği bu ülkeleri de Doğu Türkistan’a benzetmek için her türlü manevrayı yapacağından eminiz. Nüfus yoğunluğu malum, her şeyi yemek olarak yiyorlar, insana değer yok, (Japonların Çinlilerden nefret etmelerinin sebepleri var demek ki). Hayatta kalmak ancak çalışmakla mümkün inancı ile İslam huzuru ile yaşayan sakin, savunmasız insanları esir etmeyi kendilerine hak görüyorlar. Her eve bir Çinli erkek projesi ile dünyanın en güçlü ırkını oluşturma hevesindeler besbelli.
Bir yol bir kuşak projesi ile ürünlerini Çin’den 12 saatte İngiltere’ye ulaştıracağız derken trenin geçtiği bozkırlarda be hayaller kuracaklardır. Tıpkı İngilizlerin Afrika’da yaptığı kıyımlar gibi, uzun bacaklılar hakimiyeti.

Türki Cumhuriyetlerinden hayvancılık önemlidir ve insanlar doğal yaşamlarında, köylerimizde ki gibi, tarım ve hayvancılıkla geçinebiliyorlar ve uzun bir yaşam çizelgeleri var. Yoğurt tüketimi ile 100 yaşın üzerinde çok insan var bu topraklarda. Bill Gates in bir numarası ile sahte et ile hayvancılığı bitirme oyunu devrede.
Şimdi Türkiye’de iki yıllık yüksek okullar açılsın ve mezunlar direk kadrolu olsun teklifim var. Obez şehirlerden tekrar köy veya yeni Türki Cumhuriyetleri de tarım, hayvancılık üzerine yoğunlaşalım. Bozkırlarda yaşayan, yüzlerinden sağlık, kan damlayan insanlara tahammülleri olabilir mi Bill Gates grubunun..

Yüzde 99, tüm ülke insanlarının kaydı olan (işçi, işveren, emekli, genel sağlık, vb) Sosyal Güvenlik Kurumu üzerinden, doybis kayıtları ile insanların gelir seviyeleri, tapu kayıtları, trafik tescil, nüfus, sağlık kayıtları görülmektedir. Her ev, hane üzerine çalışmalar, projeler geliştirilebilir. Hatta aynı iş kolunda olan işverenleri bir araya getirme, güç oluşturma, genç girişimcileri yetiştirme vb. Mega planlar yapılabilir. Sgk nın hazineden destek alması ile güçsüz gösterilmesi vatan hainliğidir. Bşr ağ gibi Türkiye’nin büyük ilçelerinde sosyal güvenlik merkez müdürlükleri vardır. Kalkınma ajanslarının illerde etkin, ilçelerde kamu kurumlarını bir araya getirme, üniversite, yerel işbirlikleri ile büyük sinerji yakalama kapasitesi çok yüksektir. Sadece geçmişte gerçekleştirilen SGK başarılarını unutan, hafızası olmayan üst yönetimden kurtulmak yeterli olacaktır..

Yazar: Nurten Canbasoğlu

Bir cevap yazın