31 Mart 1918 Azerbaycanlıların Soykırım Günü

Elvin ABDURAHMANLI

Yazar:

Azerbaycan Cumhuriyetinin Diaspora Bakanlığının KARABAKH İS AZERBAİJAN Milli Platformunun Türkiye Koordinatörü ve İstihbarat- Terörle Mücadele uzmanı Dr adayı Elvin ABDURAHMANLI

Çalıştığı Konular: 

  • Diplomasi
  • Küresel Terör
  • Siyaset Bilimi ve Uluslararası  İlişkiler
  • Orta Doğu Araştırmaları
  • Güvenlik Politikaları
  • Anadolu ve Balkan Araştırmaları
  • Kafkasya Araştırmaları
  • Uluslararası Hukuk

Anahtar Kelimeler: Soykırım, Uluslararası Hukuk, Stratejik ilişkiler, Dış politika, Güç mücadelesi, Çatışma.

JEL Kodları: N40, F42, F51

1813 yılında Rus İmparatorluğu ile Kaçarlar arasında imzalanan Gülistan antlaşması sonucunda Güney Kafkasya‘da bulunan bereketli Karabağ toprakları Rusya yönetimine geçti.Bu araziler içerisinde ŞekiŞirvan, TalışBaküKuba,  Karabağ ve Gence hanlıkları Çar Rusyasının arazileri olurken İran ise Doğu Gürcistan arazisi Kazak ve Şemseddil sultanlıklarına, ilaveten de Dağıstan bölgesine ait arazi iddialarından vazgeçtiğini bildirmekle birlikte Revan ve Nahçıvan hanlıkları kendi hakimiyetine kattığını bildiren antlaşma olmuştur. Hazar Denizi‘nde büyük bir kısmı Ruya idaresi altına geçmiş ve bu alanda askeri donanma bulundurma hakkı Rusya’ya ait olmuştur. İlaveten de belirtmek gerekiyor ki, Rus uyruklu esnaf ve tacirler antlaşmada belirtilen arazilerde dahili gümrük vergisinden muaf bir şekilde serbest ticaret yapma hakkı kazanmıştır.

1828 yılının 10 Şubat tarihinde imzalanan ve Türkmençay antlaşması kapsamında Azerbaycan toprakları bölünerek ve Azerbaycan’ın tarihi topraklarından kendi halkının uzak kalmasının bir nevi temeli atılmış ve sonraki dönemde bu toprakların yabancılaşma süreci başlamıştır. Kısa sürede Ermenilerin Azerbaycan topraklarına toplu yerleştirilmesi gerçekleştirildi. Türkmençay antlaşması gereğince Revan HanlığıNahçıvan Hanlığı ve Talış hanlıkları Çar Rusya’sına katılmış, Aras Nehri ise İran ve Rusya arasında sınır hattı olarak belirlenmiştir. Erivan, Nahçıvan ve Karabağ hanlıklarına yerleşen Ermeniler, orada yaşayan Azerbaycanlılara göre azınlık oluşturmalarına rağmen, Rusya Çarlığının bürokratik mevkilerinde Ermeni asıllı şahısların himayesiyle Rusya’dan destek alınarak “Ermeni vilayeti” adında bir idari bölüm oluşturmayı başardılar. Yapay toprak bölünmesiyle, Azerbaycanlıların kendi topraklarından sürülmesi ve Azerbaycan halkına karşı bir soykırım politikası uygulanması için koşullar yarattı. Ermenileri gerçek politikası ise tarihi Azerbaycan topraklarında bir nevi hayali proje olan ‘‘Megali Armenia’’ diğer adıyla ‘‘Mets Hayastan tsovits’ tsov’’ Denizden denize büyük Ermenistan fikrini gerçekleştirmek için Ermeni halkının tarihinin çarpıtılarak Azerbaycan ve Kafkasya tarihi kültür sanat merkezlerinin yakılması, kütüphanelerin yok edilmesi için Ermeni terör çetesi Taşnak ve Hınçak çeteleri tarafından ilk aşama başlatıldı. Yapılan bu faaliyetler Azerbaycan tarihinin yok edilmesinin ve sahte bir Ermeni tarihinin yazılmasının önemli bir parçasıydı diye biliriz.  Erivan ve Karabağ’da 1830 yılında 20.000 Ermeni yaşadığı halde 1909 yılında gelindiği zaman Ermeni göç politikası sonucu 100.000 Ermeni’ye kadar sayı artmıştır.

‘‘Denizde denize büyük Ermenistan” yaratma hayalinden esinlenmiş Ermeni terörist çeteler 1905-1907 yılları arasında Azerbaycanlılara karşı soykırımlar yapmışlardır. Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de Ermeni halkı tarafından başlatılan Azerbaycanlı sivil halka yönelik soykırımlar, günümüzde ki Ermenistan’da yerleşen Azerbaycanlı sivilleri ve Azerbaycan şehirlerini, köylerini kapsıyordu. Yapılan soykırımlar sonucunda yüzlerce yerleşim yeri tahrip edilerek, binlerce sivil Azerbaycanlı vahşice soykırım sonucu katledildi. Çar Rusya’sı Birinci Dünya Savaşı esnasında 1917 Şubat ve Ekim darbeleri Rusya’da gerçekleşti ve darbeleri ustalıkla kullanan Ermeniler, bu kez Bolşevik bayrağı altında hain niyetlerini gerçekleştirmeye çalıştılar. Bakü’de, 20 Mart 1918’de Ermeniler Bolşevi ordusu ile birlikte gizlice silahlandılar. 30 Mart 1918 tarihine gelindiği zaman ise Bakü’de, Şamahı, Guba ve Azerbaycan’ın diğer şehir ve ilçelerinde on binlerce sivil etnik ve dini bağları nedeniyle öldürülmüş, yerleşim yerleri tahrip edilmiş, kültür anıtları, camiler ve mezarlıklar tahrip edilmiştir. İlerleyen dönemlerde daha da ahlaksız hale gelen Ermeni milliyetçileri, Karabağ, Zangazur, Nahçıvan, Şirvan, Erivan ve diğer bölgelerde katliam, yağma ve etnik temizlik yaparak insanlık dışı eylemlerine devam ederek Azerbaycanlılara karşı soykırım yapılmıştır.

     Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin 1918 yılının 28 Mayıs tarihinde kurulmasından sonra 31 Mart 1918 yılı olaylarına özel dikkat gösterilmiş ve 1918 yılının 15 Temmuz tarihinde Bakanlar Kurulu trajediyi araştırmak için olağanüstü ‘‘Soruşturma Komisyonu’’ kurulmasına karar vermiştir. Komisyon, Mart soykırımını, ilk aşamada Şamahı şehrindeki zulmü ve Erivan vilayetinde Ermeniler tarafından işlenen ağır suçları araştırmasıyla başladı. Bu gerçekleri dünya toplumuna aktarmak için 1918 yılının temmuz ayında Azerbaycan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı bünyesinde özel bir organ oluşturuldu. 31 Mart 1919 ve 1920, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti tarafından ulusal yas günü olarak iki kez kutlandı. Aslında bu, Azerbaycanlılara yönelik soykırıma ve bir asırdan fazla süren topraklarımızın işgaline karşı siyasi bir değerlendirme yapmaya yönelik tarihteki ilk girişim niteliği taşımaktaydı. Fakat 1920 yılının Nisan ayında Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin dağılmasının ardından 31 Mart Soykırım araştırma komisyonu ve gerçekleri dünya toplumuna aktarmak için kurulan Azerbaycan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki özel bir organ durdurularak, olayların soruşturulması sonuna kadar engellendi. Böylelikle Ermeniler ve Bolşevikler tarafından uygun bir siyasi ve hukuki değerlendirmenin, gerçeklerin uluslararası arenada ortaya çıkmasının önüne geçildi. Ermeniler ve Bolşevikler tarafından Azerbaycanlı sivillere karşı yapılan soykırım 30 Mart-2 Nisan 1918 tarihi arasında yapılmıştır.

Ermeniler ve Bolşevikler tarafından Azerbaycan’da yaşayan ve Ermenistan’da yaşayan Azerbaycanlılara karşı yapılan soykırım sonucu hayatını kaybetmiş insanların sayı Tablo 1’de gösterilmiştir:

 31 Mart 1918 yılı soykırımından 80 yıl sonra, 26 Mart 1998 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in  “Azerbaycanlıların Soykırımı Hakkında Kararname” imzalayarak bu korkunç olaylara yeterli bir siyasi değerlendirme vermiş oldu ve 80 yıl sonra 1918 yılı 31 Mart “Azerbaycan Soykırımı Günü” ilan edildi. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in imzaladığı “Azerbaycanlıların Soykırımı Hakkında Kararnamesi” aşağıdaki şekildedir:

 “XIX-XX yüzyıllarda Azerbaycan’ın tüm trajedileri, topraklarının işgali ile birlikte, Ermenilerin Azerbaycanlılara karşı yürüttüğü kasıtlı ve sistematik soykırım politikasının ayrı aşamalarını oluşturdu. Bu olaylardan yalnızca biri olan Mart 1918 katliamı için siyasi bir değerlendirme yapılmaya çalışıldı. Bugün Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin halefi olan Azerbaycan Cumhuriyeti, sonuna kadar uygulamadığı kararların mantıksal bir devamı olarak soykırım olaylarına siyasi bir değerlendirme yapma yükümlülüğünü kabul etmektedir.

Azerbaycan Cumhuriyetinin Ulusal lideri Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev 1998 yılı 31 Mart günün 31 Mart “Azerilerin Soykırımı Günü” ile ilgili olarak bu kelimeleri ifade etmiştir:

 ‘‘Ne kadar zor olursa olsun, bugün ve gelecekte şerefli ve kutsal bir eser olarak sürdürülmelidir. Bu, soykırım kurbanlarının anısına şimdiki neslin kutsal görevidir. “

İlaveten de belirtmek isterim ki, 30 Mart- 2 Nisan 1918’de sadece Guba şehir merkezi dahil olmak üzere Guba’nın 167-in üzerinde köy tamamen Ermeniler tarafından yok edilerek Azerbaycanlılara karşı soykırım politikası uygulandı. Son 20 yılda Azerbaycanlılara karşı yapılan soykırım politikası çerçevesinde araştırmalar genişletilmiş ve bu araştırmalar sonucunda çok sayıda yeni bilgiler ve belgeler ortaya çıkarıldı. Azerbaycan’ın Guba şehrinde kazı araştırmaları sonucunda ortaya çıkan toplu mezar, yapılan bu kanlı soykırım trajedinin en kanlı bölümlerinden biri olduğunu söyleye biliriz.

 1 Nisan 2007 tarihinde kazı çalışmaları sonrasında Guba soykırım mezarlığı bölgede yapılan kazılarda ortaya çıkarıldı ve böylelikle Ermeni vahşetinin bir daha olduğu dünyaya ispat edildi. Azerbaycan Bakanlar Kurulu 2009 yılında Guba şehrinde 31 Mart soykırımının kurbanlarının anısını yaşatmak maksadıyla ‘yapılacak ‘‘Eylem Planı’nı’’ onaylayarak ve kazı çalışmaları sonrası ortaya çıkan toplu mezar alanında anıtsal bir anıt kompleksi inşa edilmesi ve bölgede tarihi soykırım anıtı amacıyla çevre düzenlemesi yapılmasına karar verildi.

   2007 yılının Temmuz ayında Azerbaycan Milli Sosyal Bilimler Akademisi bünyesindeki Arkeoloji ve Etnografya Enstitüsü araştırmacıları toplu mezarda kapsamlı araştırmalara başladı ve yapılan araştırmalar 2008 yılının Eylül ayında tamamlandı. Azerbaycan Milli Sosyal Bilimler Akademisi bünyesindeki Arkeoloji ve Etnografya Enstitüsü araştırmacıları yapılan bu araştırma sonucunda mezarlığın 1918 yılında Ermenilerin yerel sivil halka karşı gerçekleştirdiği soykırımla bağlantılı olduğu resmi şekilde tespit edildi. Araştırma sonucunda mezarlıkta farklı yaşlardan 400’den fazla kişinin kalıntıları bulundu. Soykırım sonucunda Azerbaycanlı 50’den fazlası çocuk, 100’den fazlası kadın ve geri kalanı çoğunlukla yaşlı erkekler olduğu ortaya çıktı. Ermeniler tarafından soykırıma maruz kalan Azerbaycanlı sivillerle birlikte Guba’da şehrinde ikamet eden Lezgi, Yahudi, Tat ve diğer etnik grupların temsilcilerinin Ermeniler tarafından acımasızca öldürüldüğü ve birçoğunun ise yaşadığı halde mezarlığa gömüldüğü tespit edildi.

Guba şehrinde ortaya çıkarılan mezarlıkta kurulan Guba Soykırım Anıt Kompleksi 2013 yılının 18 Eylül tarihinde açılışı yapıldı. Açılış töreninde konuşan Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev aşağıdaki kelimeleri ifade etti:

 “Tabii ki bu gerçekler Sovyet döneminde bizden saklandı çünkü tarih çarpıtılmıştı. Uzun yıllar Azerbaycan halkının kanını döken – iğrenç isimleri de burada anılan haydutlar, Shaumyan ve onun gibiler tarafından bize kahraman olarak sunuldu. Bunun büyük bir trajedi olduğunu düşünüyorum. Çünkü uzun yıllar halkımıza zulmeden unsurlar Sovyet tarihinde kahraman olarak sunuldu, onurlarına anıtlar dikildi. Sadece bağımsızlık sırasında gerçek adaleti yeniden sağladık. Güzel şehrimiz Bakü’yü o anıtlardan temizledik ve bugün burada Sahil Park dahil birbirinden güzel parklar oluşturuldu. Yani tarih ve adalet kazandı. Bugün tarihimize dönüyoruz. Tarihin tüm anlarını biliyoruz, bilmeliyiz. Genç nesil, halkımızın geçmişte ne tür felaketlerle karşılaştığını da bilmelidir. “

İlaveten de belirtmek isterim ki,  2018 yılının 18 Ocak tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından, “1918 yılı 30 Mart-2 Nisan tarihlerinde Ermeniler tarafında sivil Azerbaycanlılara karşı yapılan soykırımının 100. Yıldönümünün uluslararası arenada tanıtılması için” kararnameyi imzaladı. İmzalanan kararname aşağıdaki şekildedir:

“Ortaya çıkan tarihi gerçekler, Ermeni milliyetçilerinin Mart-Nisan 1918 ve sonrasında gerçekleştirdikleri kanlı eylemlerin coğrafyasının daha geniş olduğunu ve trajedinin kurbanlarının sayısının kat kat daha fazla olduğunu kanıtladı.”

Son olarak bir Terörle mücadele ve Diplomasi uzmanı Azerbaycanlı olarak belirtmek isterim ki, Azerbaycan halkı ve devleti her zaman soykırım kurbanlarının anısını yaşıyor, hiçbir zaman 31 Mart 1918 Soykırımı gerekse de 1992 26 Şubat Hocalı soykırımını unutmadı ve gerek tüm dünyayı, uluslararası hukuku hiçe sayan bu tarihi olayları gizleyen Ermeni faşizminin gerçeklerini görmeye çağırıyorum!

Bir cevap yazın