SİLAHSIZ DÜŞMANLAR VURDULAR BENİ Çanakkale Deniz Zaferinin 106. Yıldönümü

SİLAHSIZ DÜŞMANLAR VURDULAR BENİ Çanakkale Deniz Zaferinin 106. Yıldönümü

Bugün Çanakkale Deniz Zaferinin 106. Yıldönümü. Elbette kutlu bir gün; ama aynı zamanda da acılarla dolu. Vatan şairimiz Mehmed Akif‘in ifadesiyle göklerden ölümün indiği, yerden ölülerin fışkırdığı bir gün. 1315 doğumlu, henüz 16 yaşında olan çocuk yaştaki evlatlarımızın, her biri birer güneş olan yavrularımızın bir hilal uğruna battığı gün.
Gururluyuz elbet; ancak aynı zamanda hüzünlüyüz de… Hüzünlüyüz çünkü Çanakkale‘de toprağa düşen yiğitlerin korumak için can verdiği Osmanlı‘nın başkenti İstanbul, üç yıl sonra, günümüzden 103 yıl önce bugün, 16 Mart 1918 de Çanakkale‘yi abluka altına alan düşmanlar tarafından işgal edilmişti.
Hüzünlüyüz, çünkü şehitlerimize layık olamadık. Tarihimize ve şehitlerimize, o şanlı zaferin ve daha sonraki büyük zaferlerin büyük emektarları Nusret Mayın Gemisi‘ni, Yavuz, Midilli, Hamidiye Zırhlılarını, Bandırma Vapuru‘nu jilet yapacak kadar nankörlük ettik.
Hüzünlüyüz, çünkü Kurtuluş Savaşı‘mızdan sonra da bu topraklarda şehitler eksik olmadı. Şehit cenazelerinde hep şehitler üzerinde zerre hakkı olmayan dirilere sorduk:” Bu şehide haklarınızı helal ediyor musunuz?” diye. O şehide sorsaydık bir de; “Ey şehidim musalla taşının önünde, en ön safta duran takım elbiseli, cübbeli, rütbeli, yüksek makamlı, adı büyük kendi küçük şu ekabire hakkını helal ediyor musun?” diye. Ne cevap verirdi sizce?
Şehitlik büyük makam, onlar cennetin baş köşesinde misafir. Onların bizim nutuklarımıza dualarımıza ihtiyaçları yok. Asıl zavallı olanlar, onların emaneti bu kutsal toprakları hak etmeyen bizleriz.
Bir vatan yalnız düşman askerlerinin işgali ile elden çıkmaz. Vatan, limanları, tüm haberleşme sistemleri, stratejik önemdeki askeri ve sivil tesisleri Çanakkale‘de kovduklarımıza peşkeş çekildiğinde de işgal altındadır.
Vatan birinci sınıf tarım toprakları terk edildiğinde, yurt dışından saman, nohut, mercimek, pamuk, ayçiçeği ithal edildiğinde de işgal altındadır. Vatan, ata tohumları yasaklanıp, toprakları döl vermeyen, İsrail‘den ithal edilen ebter tohumlara muhtaç bırakıldığında da işgal altındadır.
Vatan köyde yaşayan nüfus oranı % 7,5‘a düştüğünde, tarımdaki yaş ortalaması 55 olduğunda da işgal altındadır.
Bir vatan, paralı yol, tünel ve hastaneleriyle ilgili uyuşmazlıklarda yetkili mahkeme olarak Çanakkale‘deki en büyük düşmanın başkenti Londra mahkemeleri kabul edildiğinde de işgal altındadır.
Gırtlağına kadar borçlu olan, üretmediğini tüketen, vatandaşının % 75‘ inin yabancılara ait bankaların kapısına kul edildiği bir vatan da işgal altındadır.
Minare ve cami sayılarının çokluğu, büyüklüğü, bayrak direklerinin ve bayrakların boyutları büyümüş olabilir. Nutuklar daha yüksek perdeden atılıyor olabilir. Bunlar, gerçeği gizlemeye çalışan maskelerdir.
Hüzünlüyüz; çünkü bu acı gerçeğin mimarları hala bu ülkenin başındadırlar. Muhalefet aynı ezberleri tekrar etmekle oyalanmaktadır. Hüzünlüyüz çünkü bu millet hala gerçeği görmekte zorlanmakta, yaşadığı sıkıntılarının sorumlularına bel bağlamaktadır.
Hüzünlüyüz; ama asla umutsuz değiliz. Biliyoruz ve umuyoruz ki gerçek vatanseverlerin, vefalı gönül erlerinin çıkarsız birliği, DAYANIŞMACI TOPLUMCU ŞAHLANIŞ HAREKETİ‘NİN memleketin ufkundan doğacağı günler yakındır.
Bu vesileyle Başta Çanakkale şehitlerimi olmak üzere bu toprakları yurt yapan tüm şehitlerimizi, en kalbi duygularla selamlıyor, rahmet ve minnetle yad ediyorum.
MEHMET MAHMUT YILDIZ-ŞAHLANIŞ HAREKETİ GENEL BAŞKANI

“SİLAHSIZ DÜŞMANLAR VURDULAR BENİ Çanakkale Deniz Zaferinin 106. Yıldönümü” üzerine 1 yorum.

Bir cevap yazın