Lübnan'da Türk Varlığı
Kültür Sanat,  Politika

Lübnan’da Türk Varlığı

Merhaba, Ben Hülya Omairat Almalla
Mardin asıllı Türk’üm.
Lübnan doğumluyum.
Tercümanım aynı zamanda 2018 yılında Yunus Emre Enstitüsü Bekaa vadisi kısmında A 1 sınıfı öğretmenliği yaptım.
Aynı yıl Bekaa vadisinde bir Türk Kültür Evi kurmaya çalıştım ama yeterli destek bulamadım.
2020 yılında yılında ” Türk Vatandaşlığı Hakkımız” heyetine koordinatör olarak katıldım .

Heyetimiz; İsveç ve Almanya’daki bazı akrabalarımın kurduğu ( resmi olmayan) Allâh’a Sadık Kullar Hayır ve Yardımlaşma Derneğinden doğmuştur. faaliyetlerine geçen yıl Ramazan ayında başlamış olan Allâh’a sadık kullar derneğimiz, Lübnan’da ekonomik kriz sebebi ile birçok ailelerimizin maddi durumunun kötüye gitmesi sebebi ile yurt dışında yaşayan mardinli aileler arasında para bağışı toplaması ve Lübnan’a göndererek burada biz koordinatörlerin yardımı ile erzak alıp koli şeklinde paketleyerek yukarıda zikrettiğim fakir çizgisi altına inen ailelere dağıtılması olmuştur.
Daha sonra iki defa ahalimize vefa borcu adı altında tekrardan yurt dışında para bağışı toplayıp bu ailelere belirli bir miktarda para yardımı yapılmıştır.
Lübnan’da yaşayan Türklerin bir çoğu 1950 yılında Mardin’den göç eden ailelerden oluşuyor.
Lübnan’da Mardin’lilerin yanı sıra Türkmen, Çerkez, Anadolu kökenli Türkler ve sayısı az olan bazı kürt ailelerden oluşuyor.

1975 ile 1990 yılları arasında Lübnan’da iç savaş ve İsrail- in Lübnan’a açtığı savaş sebebi ile binlerce Mardin’lilerin Almanya ve İsveç’e göç etmesine rağmen çoğunluğu Beyrut ve Bekaa Vadisinde kalmıştır.
Buradaki Türk asıllı ailelerin bazıları,
Türk – Lübnan vatandaşı Lübnan vatandaşı Vatansız
Olarak görülüyor.
Buradaki ailelerin bir çoğu eski gelenekleri korumayı başarmış ancak yeni nesil Türkçe konuşmakta zorlandığı gibi Türk kültüründen yavaş yavaş uzaklaştığı gözle görülür olmuştur.

Kendi kimliğini kaybetmeye başlamış buradaki Türk gençlerimize millet bilincini ve dilimizi öğretmemiz önceliklerimiz arasında olmalıdır. Yani açacağımız Eğitim Kurum ve kurslarımızda hem Türkçemizi hemde tarih ve milli değerlerimizi öğretmemiz lazım. İleriki hedefimiz ise bu sayıca belirgin bir nüfusa sahip olan milletimize İstihtam (Çalışıp,para kazanacaklar kendi ekonomilerini oluşturacakları)Etmektir.
Hedefimiz burada bir Türk Fedarasyonu kurup bütün Türkleri bir çatı altında toplayabilmek.
Birlik ve beraberlik olunca daha güçlü olacağımızı umuyorum.
Özelikle Lübnan’da siyasi yönden etkin bir güç olarak görünmüyoruz. Yani Maddi ve Manevi Çöküntü içerisindeyiz.
Maalesef burada sayımız yaklaşık olarak ermenilerin sayısı ile aynı .
( Lübnan vatandaşı olarak yurt dışında yaşayanlar ile )
80 bin civarında Mardinli Türk 11 bin civarında ,Yine Türk Soyu olan Türkmenler,5 bin civarında olup, Ayrıca Çerkezlerde bulunmaktadır.

Merdallilerin kahir ekseriyeti Müslüman nüfusun çoğunluğu oluşturduğu başkent Beyrut’un batı yakasında yaşamaktadır. Yine kahir ekseriyet Beyrut’un batı sahiline yakın Zukak El Blad, El Zarif, Berbir, Basta Al Fovka, Basta Al Tahte, Nuveyre, Ras Al Nabi, Ayşe Bakkar, Kaskas, Sabra, Burj El Barajneh gibi son yıllarda Lübnanlı Şiilerin de yoğunluk kazandığı mahallelerde ikamet etmektedir. Ayrıca Mardin Savur’un İmneyzil (Kayatepe) köyünden yaklaşık 50 hane Lübnan’ın ikinci büyük şehri olan Trablus’un, Kıbbe semtinde ve Mardin Savur’un Rajdiyye (Üçkavak) ve İmğaşniye (Yenilmez) köylülerinden bir kısım da Lübnan’ın doğusunda kalan Bekaa Vadisi’ndeki köylerde çiftçilik yaparak hayatlarını sürdürmektedir.

Bizim birkaç muhtarımız varken, ermeniler Lübnan Devletinin en önemli noktalarında; asker, polis teşkilatından tutunda, Millet Vekillikleri ve Bakanlık görevlerine kadar varlar.
Bu gücü ise; buradaki Hiristiyanlarin desteği ile elde ediyorlar.
Biz ise öylesine burada unutulmuş Müslüman bir Türk Milletiyiz
Özelikle Beyrutta bizimkiler oturdukları mahallede hangi siyasi parti güçlü ise , ister istemez o partiye bağlılığını göstermek ( zorunda’ki) evini, kendisini, eşini, kızlarını, çocuklarını koruyabilsin.
Buradaki Türk asıllı ailelerin
Yüzde 60’şı Genç nüfusu oluşturuyor.
Böyle bir potansiyel gücümüzün elimizde olmasına rağmen bu gücü gerek Lübnan genel yönetiminde gerekse yerel yönetimde kullanamıyoruz.

Din ve mezhep açısından Ortadoğu’nun en kozmopolit ülkesi olan Lübnan, farklı dinler ve mezhepler arasında güç paylaşımına dayalı çok unsurlu bir parlamenter cumhuriyet sistemine sahiptir. Genel olarak bu sistem tarihi bağlamda iki önemli aşama geçirerek günümüze taşınmıştır. İlk önce yazılı olmayan 1943 Milli Misak (Ulusal Pakt)’ı ardından Lübnanlı taraflar arasında imzalanan 1989 Taif Anlaşması’yla Lübnan iç siyaseti halihazırdaki şeklini ana hatlarıyla almıştır. Bu sistemle cumhurbaşkanının Hristiyan Maruni, başbakanın Müslüman Sünni, meclis başkanının Şii Müslüman olması gerekmekte ve 1989 Taif Anlaşması’yla toplam parlamenter (milletvekili) sayısının (128 parlamenter) Hristiyan ve Müslüman gruplar arasında 64’e 64 gelecek şekilde yarı yarıya bölüşülmesi kararı alınmıştır. Lübnan’daki Müslümanlara ait 64 koltuktan 27’si Şiilere, 8’i Dürzilere, 2’si Alevilere ve 27’si de Sünniler aittir.30 Fakat bu genel paylaşım Lübnan vatandaşlığı olan topluluklar içindir,

Bizim durumumuz ap açık ortada iken Lübnan yönetimince yok sayılıyoruz .
Acilen bir fedarasyon, bir vakıf yada bir parti çatısı altında toplanmamız gerekir.

Birlikten kuvvet doğar.
Türkiye’de vatan sever kardeşlerimizin sayesinde İNŞALLAH bu birliği kuracağız.

turkbirligi.com.tr Kurucusu

Bir yorum

  • Ahmet AKSU

    Süper bir durum. Bir sorunda destek için arayınız beni. Hiç çekinmeyiniz. Ahmet AKSU. 0532 501 5776 Ankara’da

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.