İSLÂM TAASSUP DEĞİLDİR. BATICILIK MEDENİYET, DİNİMİZ ARAP ÂDETLERİNDEN İBÂRET DEĞİLDİR.

İSLÂM TAASSUP DEĞİLDİR. BATICILIK MEDENİYET, DİNİMİZ ARAP ÂDETLERİNDEN İBÂRET DEĞİLDİR.

İman için akıl gerek.

Kâmil mü’min olmak için, Fikri hür, vicdânı hür, irfânı hür olmak gerek.

Akıl ve Özgürlük…

Gülümüz SAV aklı olanların idrâk edip özgürleşmesini sağladı.

Sahâbeyi gütmedi. Onlar Güller Gülü SAV’e “Ey Peygamber SAV! Bu senden mi, vahiy mi?” sorusunu sorabilecek kadar özgürdüler.

Bu özgürlük, günümüzde emperyalizmin süslediği anarşizm ve fikir kargaşı değildir. Bu özgürlük tekâmül ve birlik kaygısı ile tevhîdî bir fikirleşmedir.

Bir toplumun aydını bile hür değilse orada toplumsal ve fikrì gelişme olur mu?

Türkiye’de aydın yabancılaşması tüm kesimlerin sorunudur. Aydınlarımız esáret ya da ipotek altındadır.

Batılı AYDIN YABANCILAŞMASI sorununa karşı AYDIN (MÜNEVVER) tanımını yaparak sorunu çözmüş.

Gaspıralı İsmail Babamız da şöyle diyor. “Burada hayli ziyâlı, malûmatlı Müslümanlar vardır; sözlerine, tasavvurlarına bakılsa, insanın aldanacağı geliyor. Halbuki ortada ilimlerinin hiçbir amelleri(işleri), eserleri yok.” Çok bilgili Müslümanlar var. Ancak hiçbir faydaları katkıları yok. Hatta bir kısmı anarşist. Devlete karşı, töreye, Millî ahlâkı rencide ederler.

Aydın, Milletini sever ve Millî değerlere bağlıdır, bağlı olmasa dahî hürmetkâr olur. Temel taşlarımız Vatan, Millet, Din ve Devlet’e bağlıdır aydın. Bu Millî mefkûre bayraktır. İçinde VATAN vardır, dökülen KAN vardır, iki CİHAN vardır, DİN vardır, İMAN vardır.

Toplumda yaşanan kavram kargaşalarının adeta öncüsü aydınlar ve okumuşlardır. Rahmetli M. YAZICIOĞLU diyor ki; “Batı kültürünü medeniyet sanmakla, Arap kültürünü İslamiyet sanmak aynı hatadır!” Kimler öncüsü bu hatanın?

Bu manâda Zeki Velidi TOGAN’ın (1890-1970) şu sözü çok düşündürücüdür. “Türk halkı, Ebu Cehil’in gerçek adı Hişam da dahil olmak üzere, bütün Arap isimlerini çocuklarına verdi. Ama İslam’a en çok hizmet etmiş Sultan Alparslan’ın ismini 1000 senedir bir Arap çocuğuna verdiremedik.”

Yine Gaspıralı Babamız; “Millet ve cemiyetin başında, ilerisinde yürüyelim; lâkin, milletten uzak olmayalım ki bizi görsün, ibret alsın, faydalansın.” diyor. Yani toplumdan kopulmamalı.

Şu da ilginçtir. Türk Tarihi’ne bakıp kusur arayanlar mesela Cengiz, Timur, Şah İsmail vb. ile ilgili dikkat edin son 150 yılda üç büyük İslâm ve Türk Cihan Devletlerini yıkan, halen İslâm Dünyası’ndaki fitne kazanını sürekli canlı tutan İngiltere’den hiç bahsetmezler.

Bunu da düşünün.

Ya akıl!

Aklı öteleyen bir imân tasavvuru olabilir mi?

Enfâl–22: Gerçek şu ki, Allah Katında, yerde debelenenlerin en kötüsü, (bir türlü) akıl erdirmez olan sağırlar ve dilsizlerdir.

Yusuf–111: Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır.

Ra’d–19: Peki, sana Rabbinden indirilenin gerçekten hak olduğunu bilen kişi, o görmeyen (a’ma) gibi midir? Ancak temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünebilirler.

Aklını kullanmayanlara sağır, kör ve dilsizler denmiş. Sağır ve körden kasıt ne? Doğruyu görse bile duysa bile aklıyla idrâk etmiyor. Neden dilsiz? İdrâk etse bile söylemiyor. En kötüsü ne biliyor musunuz? Biliyor, akıl ediyor, idrâk ediyor, ama menfaat, korku veya başka sebeplerle susuyor.

 Sâdece akıl değil, temiz akıl! Ne kadar değerli bir vurgu bu.

İtikâd öncümüz Mâturîdî Ata diyor ki;

“İnsan şunu da bilir ki kendisine düşünmemeyi telkin eden his şeytani vesveseden başka bir şey değildir. Çünkü böyle bir davranış ancak şeytanın işi olabilir, amacı da kişiyi aklının ürününü toplamaktan alıkoymak, fırsatları değerlendirmesine ve arzusuna ulaşmasına vesile olan bu ilahi emaneti kullanmak konusunda onu korkutmaktır.” Kitabu’t-Tevhid, 172

Taassubun bizi getirdiği körlüğü görünce, 1100 yıl önce akıl diye çığlık atan Mâturîdî Ata aklımıza geliyor.

Bugünün toplumu aldatan hâin ve şarlatanlarını görünce, 900 yıl önce bizi uyarmış Hoca Ahmed YESEVÎ Dedemizi anıyoruz. Bakın neler söylemiş…

         “Ahir zaman şeyhleri

Durmaz keramet satar Ahir zaman şeyhleri

Her gün battıkça batar, Ahir zaman şeyhleri

Farzı geriye atar, Nafile oruç tutar,

Dini paraya satar, Ahir zaman şeyhleri

Beline kuşak bağlar, Sözleri yürek dağlar

Para toplarken ağlar, Ahir zaman şeyhleri

Ağlaması göz boyar, Her gün ayağı kayar,

Kendini adam sayar, Ahir zaman şeyhleri

Başına sarık sarar, Kendine mürit arar,

İlmi yok neye yarar, Ahir zaman şeyhleri

Dünyaya kucak açar, Zoru görünce kaçar,

Her yere küfür saçar, Ahir zaman şeyhleri

Şeyhlik ulu bir iştir, Hakka doğru gidiştir

Yaklaşılmaz ateştir, Ahir zaman şeyhleri

Salih şeyhler nerdedir, Kötüler her yerdedir,

Hak yoluna perdedir, Ahir zaman şeyhleri”

İslâm Dünyası, imân, akıl, ilim, bilgi, istişâre ile bu menfaatperest, işbirlikçi, kullanılmaya müsâit kişi ve yapıları yok etmelidir.

Bakınız, toplumu geren, taassuba sürükleyen kesimleri gözlemleyiniz. Dînî bilginin çoklukla taklit ve ezber olduğunu, fen bilimlerine ise bigâne hatta karşı olduklarını göreceksiniz. Bu kesimler toplum dışına itilmelidir. Çünkü hastalıklı eğitimsiz toplum tabakalarında âdeta bulaşıcı hastalık gibidir.

En kötüsü de ne biliyor musunuz?

31 Mart Vakası, 28 Şubat Süreci hatta FETÖ Kalkışması dahî bazı tetikçi, dış güçler hesabına çalışan kesimler gerekçe gösterilerek Aziz Milletimize baskı yapılmış, zulmedilmiştir. Hâlen DEAŞ bahane edilerek işgaller ve katliamlar devam ediyor. Peki bunların arkasında kim var? Emperyalizm..

Özetle, akıl, ilim, özgür düşünce ve gerçek manada bilgiye dayalı tefekkür olmadığı sürece ne kâmil imân ne de hür ve özgür Müslüman!..

Emperyalizmi topraklarımızdan atabilmek için dahî her türlü taassubu yenmekten başka çaremiz yoktur.

Aliya İZZETBEGOVİÇ ne güzel uyarmış bizleri..

“DİN HURÂFELERİ YOK ETMEZSE, HURAFELER DİNİ YOK EDER.”

Aşağıda öncülerden bir kısmının aydınlatan söz ve mülâhazalarını paylaştım. Onları da kendi çağ ve zamanları içinde değerlendirmenizi arzu ederim.

         Hoca Ahmet YESEVÎ Atamızı anlatan bir film yapmışlar. Máverá adında…

Aşağıdaki cümleler oradan. Kutlarım yapımcısını..

Bakın 1000 yıl önce de tekke ve taassup iç içe geçmiş.

Tekke ticaret yeri değildir. Talebe yetiştirme ve tebliği yeridir.

Tekkeye gelen yardımlar muhtaçlar içindir.

Bağdat’a gelen göçerlere Bağdat’lı bakın ne diyor? Etrák-ı bî idrâk nerelerden geliyor. “Nereden buldunuz gelir gelmez medeniyetten bîhaber göçerleri? Adamlar Müslüman mı değil mi, o bile belli değil ki!” İmâm-ı âzam’ın fetvası ile Abbâsi barbarlığından kurtulmadı mı Müslüman Türkler… Dönemin hani kütüphaneleri ve ilim yuvaları ile dolu diye övünüp, Hülâgu Hân’ı yerden yere vurduğumuz Bağdat’ı ile ilgili neler diyor. Bu gün de İslâm Belde ve Ülkeleri aynı durumda değil mi?

“Bağdat’ın ruhu hasta. Hastalığı teşhis etmeden tedâvi de olmaz. Yoksa ne sohbetin tadı olur ne de zikrullahın adı. Postun üzerinde rakkaslık eder, çene çalar, döneriz.”

“Bağdat’ta çile gördük. Bağdat’ta híle gördük. Terazide sahtekarlık gördük. Ticarette düzenbazlık gördük. Burada çöken bir memleket var. Bağdat çökmektedir. Kiminin malına çökmüşler, kiminin canına çökmüşler. Makamı kendi mülkü bilenler adaletin gırtlağına çökmüşler.”

Biz dergâhta, Bağdat’ın çamurundan, kirinden uzağız. Kapının berisindeyiz diyenlere; “Ahirette, kapısının berisinde misin, gerisinde misin diye sormaz Allah. Sen tok yatarken aç yatan komşunun kapının neresinde olduğunu sormaz. Sen ahaliye sırtını çevirirsen yüzün doğruya bakmaz. Sen milletin feryadına kulağını tıkarsan, duyduğun hakikat değil, seni uyutan masallardır.”

Bugün kendisini yaptığı sırça köşkler, kendisilerine has siteler ve mekânlarla muhâfaza olduğunu zannedenlere de: “Müminin vazifesi tek başına tekkede beklemek değildir. Allah’ın cümle yarattığı ile tek bir vücut olmaktır. Yoksa gemi su alıp batarken övünür durursun benim altımdaki hasır kupkuru diye.”

Bakın sosyal sorumluluklarımız emr-i mâruf ile kısıtlı mı? “Bağdat sokaklarında yalınayak, başı kabak gezen çocuğun karnındaki gurultu içini acıtmıyorsa içini temizle. Ayağına diken batan garibin acısını yüreğinde hissetmiyorsan yüreğini yokla. Asra yemin eden Allah “İnsan ziyandadır.” diyor. Ziyân olmamak için ziyâ olmalısın. Işığınızla karanlığı yarmanız gerekir. Ama ilk önce hakkın kapısını çalmak gerekir. Onun adına içinizi, dışınızı, yolunuzu aydınlatmanız gerekir.” 

İşte Mavera Dizisi’nden Hoca Ata’mızın Sözleri

1.Adalet kavgası, hakikat dávásı bitmez..

2.Şer tükenmiyorsa, er de tükenmemeli..

3.Sen ayağa kalkmazsan kimse yürümez..

4.Hakça yazılan kulca bozulmaz..

5.Sen fâni olan bedeninle değil, baki olan gönlünle sev. Onu becerdiğinde, Leyla’ya giden yol ile Mevla’ya giden yol çelişmez..

6.Kıranın, kırılanla hesaplaşma günü elbet gelecek..

7.Varsın benim hikâyem bilinmesin. Yeter ki Yüce Allah’ın adı, Muhammed Mustafa’nın (SAV) yâdı kalplerden silinmesin..

8.Bizim birinci vazifemiz; köle de olsa, Halife (hükümdar) de olsa emanete sahip çıkmaktır.

9.Türkistan’dan Şam’a kadar; nerede bir din kardeşimin parmağına diken batarsa, benim parmağıma batmıştır.

10.Seveceksen bir otu sev, istersen bir çiçeği sev. Ona duyduğun muhabbetin vesilesiyle hakiki muhabbete varırsan, işte o vakit sana irfanın kapıları ardına kadar açılır.

11.Dertsiz insan, insan değildir bunu anla. Aşksız insan, hayvan cinsi bunu dinle.

12.Haksızken değil, haklıyken de kalp kırmayalım. Çünkü kırdığımız her kalp Allah-ü Tealâ’yı incitir.

13.Yusuf olmaya talipsen nasibine kurtlar da düşer, kuyu da zindan da…

14. Sıra geldi kılıçlarımızla ve kılıçlarımızdan keskin imanımızla dünyayı kuşatmaya… (Müslüman Türk’ün nasıl mayalandığı bu cümlelerde saklı değil mi?)

15. Garibin gözünde yaş, gönlünde yas var iken kapısını kapayan dergâh; evliya otağı değil, eşkıya yatağıdır.

16. Başında tacı olana değil, karnı aç olana yakın duracağız. Bizim yolumuzun töresi budur.

17. Eğer o kılıcı eline alacaksan nefsinden büyük bir şey için alacaksın.

18. Yediğin içtiğin değil, sakladığın değil, yarınlar için biriktirdiğin değil, dağıttığındır senin gerçek mülkün…

19. Bizim sadákâtimiz devletimizedir, bizden hain çıkmaz.

20. Hâce Ahmed Yesevi’den Peygamber Efendimizin SAV. çocuk sevgisi… “Bir çocuk gülsün diye namazını uzatır, bir çocuk ağlamasın diye namazını erken bitirirdi…”

21. Biz bir kere laf taşıyacağımıza, bir ömür taş taşımaya razı geliriz.

22. Güçsüzken, zalim güçlüye “haksızsın!” demek; bize Peygamberimizden mirastır.

23. Benim cephem, Hakk’ın tarafıdır.

24. Kimin imanı sahih, kimin değil ancak Allah bilir. Biz üzerimize düşeni yapıp, bilmeyenlere de Allah’ı anlatırız.

25. Ayrılıkta azap, birlikte rahmet vardır.

Büyük Türk Milleti!…

Sizde “Nereden, nereye!…” dediniz mi?

Size günümüzde Hoca Ahmed YESEVÎ Dede’mizin yolundan giden yol başçılarından bir kısmını hatırlatacağım.

Merhum Şehîd Muhsin YAZICIOĞLU

“Ben Türk’üm, Türk esir olmaz.

Ben Türk’üm, Türk Devletsiz olmaz.

Ben Türk’üm, Türk Bayraksız olmaz.

Ben Türk’üm, Türk Ezansız olmaz.

Ben Türk’üm, Türk Hürriyetsiz olmaz.”

“Türkiye İran olmaz. Türkiye Cezayir olmayacak. Türkiye’nin Suriye olmasına da biz müsaade etmeyeceğiz.”

“Çerkez’iz, Laz’ız, Boşnak’ız, Azeri’yiz, Terekeme’yiz, Türkmen’iz, Kürt’üz, Alevi’yiz, Sünni’yiz; ama hepimiz hep beraber büyük Türk milletiyiz. Asla ve asla etnik köken değiliz.”

         “Firavun’a karşı çıkmak yetmez, Musa’nın yanında olmak gerekir!”

Merhum Alparslan TÜRKEŞ

“Millî kalkınmamızı gerçekleştirmek, her Türk ferdini hür yapabilmek için Türk Milletini yeniden kurmak zorundayız. Vatandaşlarımız arasında parti, mezhep, ırk ve bölge farkı gözetmeksizin karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan bağlar dokuyacağız.”

“CESARET, YÜREKLİLİK, ATILGANLIK OLMAYAN HİÇBİR DÂVA BAŞARIYA ULAŞAMAZ.”

“İslâmiyeti ele alıp Türklüğü inkâr etmek ihanettir. Bunun tersi de aynı derecede gaflet ve ihanettir.”

“TÜRKLÜK BEDENİMİZ, İSLAMİYET RUHUMUZDUR. RUHSUZ BEDEN CESET OLUR.”

“Milletler yabancı kuvvetlerin orduları ve diğer maddi güçleri tarafından yok edilmeden önce, manevi ve fikir güçleri tarafından esaret atına alınırlar. Böyle bir toplumun esir ve yok olması kesin hale gelir.”

Merhum Necmettin ERBAKAN

“Haksız bir davada zirve olmaktansa, hak davada zerre olmayı tercih ederiz.”

“Siyaseti önemsemeyen Müslümanları, Müslümanları önemsemeyen siyasetçiler yönetir.”

“Cihad izzet ve aydınlık, gevşeklik ise zillet ve karanlıktır.”

         “İslam beş temel üzerine bina edilmiş bir hakikat sarayıdır ve hayat programıdır. Yoksa, sadece bu beş şeyden ibaret zannedilmesi hatadır. Zira, sadece bir kısmına inanmak ve yaşamak İslam değildir.”

         “Hakk’ın tesisi için çalışmamakla Batıl’ın hakimiyeti için çalışmak arasında fark yoktur.”

         “Kanunlar ve nizamlar ne kadar mükemmel olursa olsun, onu tatbik edecek insanın içerisine hak ve adalet sevgisi girmemişse, netice tersine tecelli edecek, adalet yerine adaletsizlik, sosyal adalet yerine sosyal istismar hâkim olacaktır.”

         “Dünyayı ezen sömürü canavarının beyni siyonizm, kalbi Haçlı Avrupa, sağ kolu Amerika, sol kolu Rusya’dır.”

“İslâmi tebligatta muhatabımız istisnasız bütün insanlardır. Öyle ise görüşü ve görüntüsü ne olursa olsun, davamız herkese anlatılmalı, davet her kesime yapılmalıdır. Tebliğ ve davet bizden, hidayet Allah’tandır.”

Şehid Çeçen General Cevher DUDAYEV

“Rusizm, ırkçılık ve faşizmden daha beter yeni bir ideolojidir.”

“Ne yazık ki, bazı İslâm Ülkeleri, emperyalist güçlerin oyununa gelerek Türklere ihanet etmişlerdir. Türklere ihanet ederek arkadan vuranlar belasını bulmuştur. Bugün bazı İslâm Ülkelerindeki çıkmazlar ve sıkıntılar, bu tarihi hatanın bedelidir.”

“Türk Milleti, maddi ve manevi değerlerine bağlı olduğu sürece yücelmiş ve yükselmiştir. Ve Dünya tarihinin akışına yön vermişlerdir. O yüce değerlerden ayrıldıkça küçülmüşler ve sıkıntılara düşmüşlerdir.

Unutulmasın ki, Türkiye hem Türk Dünyası’nın hem de İslâm Âlemi’nin ümit ışığıdır. Bu ışığın sönmesi hem İslâm Âlemi’nin hem de Türk Dünyası’nın karanlığa gömülmesi demektir.” “Şimdi gururla söylemek istiyorum ki, Çeçenler tarih boyunca Türklere bağlı kalmışlar ve tarihin hiçbir döneminde ihânet etmemişlerdir.”

“Tarih boyunca İslâm Âlemi Türklerden faydalanmıştır. Türkler güçlü oldukça İslâm Âlemi rahat ve huzur içinde olmuştur; zayıfladıkça, İslâm Âlemi ezilmiş ve horlanmıştır. Türkler islâm’ın koruyucu gücü olmuşlardır. (İngiliz ekolü entel dantel İslâmcı geçinen bâzı anarşistlere bu cümleyi ezberletmek gerek.)

“Türkleri çok seviyorum. Tarih boyunca kahramanlıklarıyla, cesaret ve atılganlıklarıyla kendilerini kabul ettirmişlerdir. Milli ve manevi değerlerine bağlıdırlar. Dostluklarına güvenilir, düşmanlıklarından korkulur.”

“Ben Karabulaklıyım.

“Karabulaklılar Rus-Kafkas Savaşı’nda Ruslara en çok mukâvemet gösteren Türk Halkıdır. Bugün İnguşetyada Karabulak şehri vardır. Birçok halkları tamamen mahveden Rus Devleti Karabulaklıların da tamamen yeryüzünden silinmesi için emir vermiş ve bu halkın sağ kalanları dağlara çıkarak, Voynakların arasında eridiler. Azerbaycan’da ve nice Türk dilli coğrafyalarda Qarabulaq adlı şehirler çoktur. Öylece de bu adda Çeçenistan’da da hem tayfa, hem de kentler var. Benim pasaportumda Çeçen, Öz kardeşimin pasaportunda İnquş yazılı. Amma biz aslen Qarabulaq Türküyüz.”

Bilge Lider Aliya İZZETBEGOVİÇ

“Yeryüzünün öğretmeni olabilmek için gökyüzünün öğrencisi olmak lazım.”

“Hiç kimse intikam peşinde koşmamalı, sadece adaleti aramalıdır. Çünkü intikam sonu olmayan kötülüklerin de kapısını açar. Geçmişi unutmayın ama onunla da yaşamayın.”

“İktidara gelirseniz, hal ve hareketlerinize dikkat edin. Kibirli olmayın, kendini beğenmişlik etmeyin. Size ait olmayan şeyleri almayın, güçsüzlere yardım edin ve ahlak kurallarına uyun. Unutmayın ki sonsuz iktidar yoktur. Her iktidar geçicidir ve herkes, er veya geç, önce milletin ve nihayet Allah`ın önünde hesap verecektir.”

“İSLÂM KORKAKLARIN DEĞİL CESUR VE ATILGAN MÜSLÜMANLARIN OMUZLARINDA YÜKSELECEKTİR.”

“Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır ve bugünkü refahı; devam edegelen sömürgeciliği, döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur.”

“İslam en iyi ama biz, en iyiler değiliz.”

“DİN HURAFELERİ YOK ETMEZSE, HURAFELER DİNİ YOK EDER.”

“Müslümanların hızla artan büyük nüfusuyla övünmemiz, bana şişmanlığıyla övünen ve aldığı yeni kilolardan haz duyan bir adamı hatırlatıyor. Ruhumuza, aklımıza ve başarılarımıza vurgu yapmaya ne zaman başlayacağız? Küçük ve kırılgan bir insanda bile insanlığa katkıda bulunabilecek büyük bir ruh bulunabilir. Gücümüz, bilimimiz, edebiyatımız nerede? Nerede buluşlarımız, küllî iyiliğe katkılarımız?”

“Sanat için soyunana alkış tutanlar Allah için giyinene neden zulmeder?” Bir gün askerlerden biri gelip kendisine “onlar bizim kadınlarımıza tecavüz ediyorlar, onlar bizim kadınlarımızı, yaşlılarımızı ve çocuklarımızı öldürüyorlar. Buna bigâne kalmamalıyız” dediğinde, Aliya çok veciz bir şey söylüyor “Sırplar bizim öğretmenimiz değiller.”

“Dünya üzerindeki Müslümanların vaziyetini düşündüğümde, ilk sorum hep şu olur: Acaba hak ettiğimiz kaderi mi yaşıyoruz, acaba vaziyetimiz ve mağlubiyetlerimiz konusunda daima başkaları mı suçlu? Eğer biz suçluysak -ki ben böyle olduğu kanaatindeyim- yapmamız gereken neyi yapmadık yahut yapmamamız gereken neyi yaptık? Bana göre bunlar, bizim imrenilmeyecek vaziyetimizle ilgili iki kaçınılmaz sorudur.”

“Hakiki vatansever vatanını diğerlerine üstün tutan değil, vatanının övgüye mazhar olması için hareket edendir.”

“Sloganımız şu: Kendinden olanı sev, ötekine saygı göster.”

“TABUTA KONMUŞ OLSA DA TOPRAĞA GÖMÜLMEDİĞİ SÜRECE TÜRKLER TEK GÜVENCEMİZDİR.”

Seyyid Ahmet ARVÂSİ

“Ben İslam iman ve ahlakına göre yaşamayı en büyük saadet bilen, Türk milletini iki cihanda aziz ve mesut görmek isteyen ve böylece İslam’ı gaye edinen Türk milliyetçiliği şuuruna sahibim. Benim milliyetçilik anlayışımda asla ırkçılığa, bölgeciliğe ve dar kavmiyet şuuruna yer yoktur. İster azınlıktan gelsin, ister çoğunluktan gelsin her türlü ırkçılığa karşıyım. Bunun yanında Şanlı Peygamberimiz’in “Kişi kavmini sevmekle suçlandırılamaz. Kavminin efendisi kavmine hizmet edendir. Vatan sevgisi imandandır.” tarzında ortaya koydukları yüce prensiplere de bağlıyım.”

“Hiçbir zaman Türk’ün totemi olmamış olan bozkurt, coğrafyamızın kültürümüze kazandırdığı bir motiftir.”

“Türk Milliyetçisi, Türk içtimaî (sosyal) ırkını benimser, sever ve sevdirirken ailelerini de bu espri içinde kurmaya çalışır. Kozmopolitlikten hoşlanmaz. Bununla beraber, başka içtimaî ırkları da Allah’ın bir âyeti olarak değerlendirir.”

“Bir Doğu Anadolu çocuğu olarak, doğduğum ve büyüdüğüm bölge etrafında döndürülmek istenen hain niyetlere, kahpe tertiplere karşı elbette kayıtsız kalamazdım. Beni yakından tanıyanlar, bütün hayatımı ve çalışmalarımı Türk-İslam Ülküsü’ne vakfettiğimi elbette bilirler.”

“Kadrolar değişmedikçe, anayasalar, kanunlar, kararnameler ve tüzükler değişşe bile bir mana ifade etmez.”

“Hayretle gördüm ki, bu ülkede Türk kelimesinden ürkenler var. Yine hayretle gördüm ki, bu ülkede İslam kelimesinden ürkenler var. Ve yine ürpererek gördüm ki, bu ülkede Türk ve İslam kelimelerinin yan yana gelmesinden dehşete kapılan kişi ve çevreler var.”

“Çok defa beynelminelci sloganlara yapışarak vatan çocuklarını kendi öz tarihlerine milli ve mukaddes kültür ve medeniyetlerine, milli ülkülerine yabancılaştırmaya; dinlerine, dillerine, bayrağına ve tarihine düşman etmeye çalışıyorlar.” “Tarihine, kültürüne, bayrağına, devletine ve milletine yabancılaşmış nesiller ve kadrolar teşekkül etmişse, bizi biz yapan milli ve mukaddes değerlerimize alenen tecavüz edilebiliyorsa, devletin ve milletin bütünlüğüne yönelen eylemler pervasızlaşmışsa, bunları sadece sosyal değişmelerin doğal sonuçları olarak

yorumlamak mümkün değildir. İhanetle, kendini sosyal değişmenin sancıları ile maskeleyemez.”

“İtikat ve ibadete bid’at katan, İslamiyeti kendi dar idraklerine göre tamamlamaya kalkan beyinsizler, kendilerine ne ad verirlerse versinler, asla İslam’a hizmet etmemektedirler.”

“Vatanımız ve milletimiz dört bir yandan ayrı renk ve biçimde gelişen kültür emperyalizmine maruz kalmaktadır. Kapitalist ve komünist oyunlara ilaveten Arap ve Fars kültürünün ülkemizdeki tahribatı çok büyük olmaktadır.”

“Dinimizin ve milliyetimizin düşmanları, din ve milliyet gibi iki mukaddes varlığımızı birbirine düşman göstermek oyunundan kolay kolay vazgeçeceğe benzemiyor.”

“Türk Devleti’ni yıkmak ve Türk Milleti’ni parçalamak isteyen bölücüler yalnız Türklüğe değil, İslam’a da ihanet etmektedirler.”

“İslam Dünyası’nı esir almak isteyen şer kuvvetlerin ilk hedefi Türk Devleti ve Türk Milleti olmuştur.”

“Kesin olarak iman etmişimdir ki, Müslüman Türk Milleti ve onun devleti güçlüyse, İslam Dünyası da güçlüdür.”

Mütefekkir Hüseyin Nihal ATSIZ

“Milletler, ölebildikleri kadar yaşama hakkına sahiptir.”

“Milli şuur, bir milletin kendini duyması ve bilmesidir.”

“Milletler fedákâr fertlerin çokluğu nisbetinde yükselir.

“Ahlak, millet yapısının temelidir. O olmadan hiçbir şey olmaz.”

“fedákârlık insanları da, milletleri de asilleştirir, kahramanlaştırır.”

“Bir topluluktan müşterek ülküyü kaldırın, insanların hayvanlaştığını görürsünüz.”

“Milli şuur, bir milletin yaşama ifadesi, hayat kaynağı ve en kuvvetli silahıdır.”

“Taviz hangi düşmanı isteğinden vazgeçirmiş, hangi taviz veren kazançlı çıkmıştır. Taviz, dostun gönlünü kazanmak için verilir. Düşmanın bir gönlü yoktur ki; kazanılsın.”

“Ülkü yolunda yürüyen milletler başka milletleri hem korkutur, hem kendisine hayran bırakır.”

“İnsanlar mizah ve şaka yapabilirler. Fakat bazı konular vardır ki, onlar asla şakaya gelmez! Orada ciddi olmak insanlık borcudur.

Bayrakla alay edemezsin.

Millî tarihle eğlenemezsin.

Kur’án’ı mizah konusu yapamazsın.

Aile namusunu hiçe sayamazsın.

Bunlar Milli Mukaddesatlardandır.

Millî Mukaddesatı olmayan millet, millet değil hayvan sürüsüdür!”

“Bugünkü ülküler tamamıyla millîdir. Dini inancı da içine almış olan MİLLİ ÜLKÜ, insanları sürükleyen, güçlendiren ve asilleştiren bir duygu ve düşüncedir.” Yani; dinimiz Millî Ülkümüzün mihenktaşıdır.

“En büyük kahramanlığı yapsanız bile en küçük karşılığını beklemeyiniz.”

“Yirminci yüzyılda müsbet ilmin ve Batı Medeniyetinin ışığı altında, medeni milletlerin ve toplumların dine bütün varlıklarıyla sarılmış olduklarını görüyoruz. Çünkü Tanrı inancı ve dolayısıyla din, fert olarak da millet olarak da vazgeçilmez manevi ve ahlaki büyük bir dayanaktır. Bu sebeple, bugünkü TÜRK DÜNYASI’nın dayandığı iki esaslı temelden birisini teşkil eden İSLAM DİNİ’nin, milli varlığımızın ayrılmaz bir parçası olduğuna inanıyoruz.” İşte ATSIZ’da İslâm Dini’nin Türk Milleti için anlam ve ağırlığı…

“Eskiden Türkler arasında bir ayrılık konusu olan Sünnilik-Şiilik meselesi de artık bahis konusu sayılmaz. Bunların hepsi Müslüman Türk’tür ve Müslümanlığı anlayıştaki içtihat farkları, artık Türkler arasında ikilik doğuramaz.” Cumhurbaşkanımız da “Ben ne Sünniyim ne de Şii. Ben Müslümanım.” demedi mi?

“Milli ahlak; bizim için cephelerde kan döken, tarlalarda alınteri akıtan ve nihayet bütçemizi doldurmak için kesesini boşaltan halkımızın, malına ve canına göz dikmemektir. Onun için çalışmayı, kendimiz için çalışmaktan üstün tutmaktır.”

Hasan El-Benna

“Müslümanların dünyadaki konumları efendilik değil, öğretmenlik mertebesidir.”

“Dünya nüfusunun yarısı kadındır. Diğer yarısını da kadınlar yetiştirir.”

“Siz evlerinizde İslâm Devleti kurun ki, Allah sokaklarınızı İslamlaştırsın.”

“İslam bütün bir insanlık içindir. Bir ırka veya millete ait değildir.”

“Zayıflar daima zayıf, güçlüler de ebediyen güçlü ve galip kalamazlar!”

“Cesaretin en faziletlisi, insanın hakikati söylemesi, hatasını kabul etmesi ve şiddet anında kendine hakim olmasıdır.”

“Başkasını körü körüne takip etme fikirsiz asalak olma.”

“Ümitsizliğe düşmeyin çünkü ümitsizlik Müslüman ahlâkından değildir.”

“Yarınlar yorgun olanların değil rahatından vazgeçenlerin olacaktır.”

“İslam dininin özgürlük, bağımsızlık ve hakimiyetten daha azına razı olmadığını onlara öğretin.”

Gaspıralı İsmail Ata

“DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK.”

“Milletine hizmet etmek istiyorsan bildiğin işten başla.”

“Başlıca maksat ve muradımız Türkçe okuyup yazmayı mümkün olduğu kadar kolaylaştırmaktır. Bunun çaresi ise her sözü söylendiği gibi yazmak ve yazıldığı gibi okumaktır.”

“Avrupalılar bilgi ve teknolojiyi İslam dünyasından almış ve geliştirmiştir, İslam dünyası ise eskisi kadar bilime ve eğitime önem vermediğinden gittikçe geri kalmış, eski parlak günleri unutmuş ve karanlığa gömülmüştür. O halde, zaten Müslümanların malı olan bilgi ve teknolojiyi Avrupalılardan geri almak, kafirleşmek, Hristiyanlaşmak, Müslümanlıktan uzaklaşmak olarak görülemez.” “Bilirim memuriyet şereflidir, lezzetlidir, devlete ve mülke hizmet farzdır; lakin, sabancıların (çiftçilerin) da piri Adem (a.s)’dır; demircilerin piri de Davud

(a.s)’dır. Köy köşesinde muallim olan bir ehl-i gayret de ulemanın en eftalidir (en faziletlisidir).”

“Yaşasın millet! Yaşayacaktır bu millet; çünkü, anladı ki lisan ve dil birliği, fikir ve edebiyat birliğini mucip olup (gerektirip) bu ise iş, amel ve hareket birliğini doğurup kurtuluş sebebi olacaktır.”

“Tahsil-i ilim cümle Müslim ve Müslimeye farz edilmiştir.”

“Biraz mülahaza edilirse (düşünülürse) bunun hikmet ve kıymeti zahir olur (anlaşılır).”

Strateji ve Yönetim Uzmanı       

Emekli Yarbay Halil MERT

Bir cevap yazın