FİLİSTİN, DURMADAN KANAYAN BİR YARA

FİLİSTİN, DURMADAN KANAYAN BİR YARA

“Savaş zenginlerin terörü, terörse yoksulların savaşıdır.” demiş Peter Ustinov.
Terör tüm dünyanın acı gerçeği. Ancak bu gerçeğin en acı tarafı da yalnız yoksulların savaşına terör denmesi ve zenginlerin terörü olan savaşınsa kahramanlık hikayeleriyle desteklenerek yüceltilmesidir.
Dünyanın büyük bölümü halkını ve hakkını savunan Filistinlilere terörist gözüyle bakmakta buna rağmen en büyük terörist devlet olan İsrail‘i her ortamda koruyup kollamaktadır. Bu, ne yaman bir tezattır.
Kesin bir dille söylüyorum ki dünyada pek çok terörist devlet vardır. Bunların her biri çıkarı uğruna kendilerinden binlerce kilometre uzaktaki topraklarda terör uyguladılar, uygulamaya devam ediyorlar. Ve devlet adına terör uygulayan ülkelerin başında da İsrail gelmektedir.
İkinci dünya savaşında yaşanan ve asla onaylamayacağımız katliamlar nedeniyle seksen yıl sonra bile mağdur rolü oynayan şımarıkların paranın gücüyle kurdukları bu devlet, yazık ki dünyanın en faal, en kana doymaz terörist devletine dönüşmüştür. Bu ülke, kuruluş tarihi olan 1948‘den önce başlayan terörist eylemlerini o tarihten bu yana aksatmadan sürdürmektedir.
Tarihsel gerçek budur da nihayetinde terör bir sonuçtur. Hep yaptığımız gibi sonucu yargılayarak bir çözüme varamayız. Asıl sebepler üzerinde durmalı, onları sorgulamalıyız. O zaman şu sorulara cevap vermek gerekir:
İsrail‘e bu cesareti veren nedir, kimdir?
Öncelikle paradır değerli vatandaşlarım. Dünya sermayesinin büyük bölümü onların kontrolündedir. İkincisi üretimden gelen güçtür. Dünyanın en üretken devletlerinden biridir İsrail. Bir kısmını parayla satın aldığı, bir kısmını terörizmle, savaşla ele geçirdiği çölde bir cennet kuracak kadar çok çalışmıştır. Türkiye gibi ne eksen yetişecek bir ülke bile toprağına İsrail tohumu ve fidesi ekmektedir.
İsrail bu cesareti dünyanın paraya hükmeden devletlerinden almaktadır. İsrail aleyhine Birleşmiş milletler Güvenlik Konseyi‘nden çıkan her karar ABD tarafından veto edilmektedir. ABD veto etmezse veto hakkı sahibi İngiltere ve Fransa sıradadır.
Gerçek budur da bu gerçek karşısında nasıl davranmak gerekir? Biz Türkiye olarak yıllardan beri nutuk attık, parmak salladık. Ardından tüm iletişim haberleşme sistemini onlara peşkeş çektik. Tanklarımızı, uçaklarımızı onlara modernize ettirdik. Konya‘da uçuş eğitimi olanağı verdik İsrail‘e. Mavi Marmara Şehitlerini bir villa fiyatına sattık.
1,5 milyarı aşkın nüfusa sahip Müslüman dünya, hele de kendilerini kavm-i necib sayan Araplar ne yaptılar yıllardır. İsrail‘ in en büyük koruyup kollayanı ABD eski devlet başkanı Trump ile kılıç dansı yaptılar. ABD ekonomisini durmadan silah satın alarak finanse ettiler. Gizli kapılar ardında İsrail ile sarmaş dolaş oldular. Petrol arama anlaşmaları yaptılar.
İsrail‘e tepki duymak, en şiddetli biçimde kınamak borcumuz, sorumluluğumuzdur da sözden öteye geçmeyen tepkinin, yıllardır en çok başvurduğumuz yöntem olan kınamanın da bir işe yaramadığı kesindir.
Sevgili vatandaşlarım. Bizim de dahil olduğumuz Müslüman dünyanın içine diri diri gömüldüğü bir mezar vardır. Bu mezar, “durmaksızın geçmişle övünmek ve yaşadıklarımızın sorumluluğunu hep dışarıda aramak”tır.
İslam alemi şunu çok iyi anlamalıdır artık. Tarihte yaşayamayız. Ferasetimiz varsa ibret alırız. Gerçek bugünkü konumumuzdur, içinde yaşadığımızdır. Başımıza gelenlerin sorumlusu, düşmanlarınızdan önce biziz. Biz üretmediğimiz için muhtaç ve yoksuluz, yoksul olduğumuz için güçsüzüz. Güçsüz olduğumuz için İsrail ve destekçileri bu kadar şımarıktır.
Durmadan başkasına parmak sallayarak bu açmazdan kurtulamayız. Bu gerçeği görmeli, ve önce kendimizi hesaba çekmeliyiz. Biz böyle oldukça, Müslüman dünya bu kadar darmadağın, bu kadar üretimden kopuk, bu kadar yoksul; petrol zengini İngiliz beslemesi Arap Kral ve emirleri bu kadar gavur aşığı oldukça; bu acılar sürecektir. İsrail devlet teröründen vazgeçmeyecek, Filistin halkı acılarla ölümlerle baş başa yaşamaya devam edecektir.
İsrail‘in uyguladığı devlet terörüne duyduğumuz öfke bu gerçeği görmemize engel olmamalıdır.


ŞAHLANIŞ HAREKETİ OLARAK;
Mazlum Filistin halkına uygulanan zulmü lanetliyor ve hesabını sormak kaydıyla bir kenara yazıyoruz. Ancak siyasi iktidarın hep yaptığı gibi öteye beriye parmak sallamak, kınamak yerine kendimizi sorguluyoruz. Biliyoruz ki yaşadıklarımızın gerçek sorumlusu biziz ve çare de bizdedir.
İçinde bulunduğumuz açmazlardan kurtulmak için planlama, üretim, pazarlama yoluyla toplumsal refaha ve daha yüksek bir gelir düzeyine ulaşmak gerektiğine inanıyoruz. Yürümekte kararlı olduğumuz yolun doğru olduğunu biliyor, sizleri de bizimle yan yana, kol kola yürümeye davet ediyoruz.
Bu vesileyle saygıdeğer vatandaşlarımızın, ve tüm İslam aleminin Ramazan Bayramlarını kutluyor, dostluğa, kardeşliğe, huzura ve özellikle kendimizi hesaba çekmemize vesile olmasını temenni ediyorum.
En içten saygılarımla…
11 Mayıs 2021

MEHMET MAHMUT YILDIZ-ŞAHLANIŞ HAREKETİ GENEL BAŞKANI

MEHMET MAHMUT YILDIZ-ŞAHLANIŞ HAREKETİ GENEL BAŞKANI

Bir cevap yazın